Kalp ve Damar Hastalıklarına Genel Bakış

Ritm Holteri
Ağustos 7, 2014
Karotis Hastalıkları
Ağustos 7, 2014

1950’lerden günümüze kadar hızlı bir gelişme gösteren toplumlarda, kalp ve damar hastalıkları kaynaklı ölüm oranları giderek azalmaktadır. Çünkü geliştirilmiş araştırma yöntemleri sayesinde erken teşhis ve tedavi imkânının artmış olması -modern toplumlardaki risk faktörleri artsa da- halkın zararlı etkenlerden uzaklaşmasında ki bilinçlenmede önem taşımaktadır.

Kalp ve damar hastalıklarıyla, günümüzde doğumsal ve sonradan edinme olmak üzere iki şekilde karşılaşmaktayız. Doğumsal olanları öncelikle anne ve babanın genetik faktörleri ile ilgilidir. Genetik faktörlerin en önemli bölümünü annenin hamilelik döneminde geçirmiş oldu zararlı etkiler içerir. Bu zararlı etkilerin başında kontrolsüz ilaç kullanmak, röntgen ışını almak ve bazı ateşli hastalıkları geçirmek gelir. Sonradan edinme şekli ise, kalp ve damar hastalıkları risk faktörlerinin birikimi ile karşımıza çıkar. Bu risk faktörleri kişiyi, anne karnından başlamak üzere tüm yaşamı boyunca etkiler. Sonuç olarak damar sertliğine aday kişiler kilo alarak gelişmeye başlar ve yüksek tansiyon sahibi olurlar. Bu da vücudun pompası olan kalbi zorlar. Kalbin iş yükünü artırır.

Aynı zamanda koroner damarlarda sertleşir. Bu sertleşme sonucu koroner damarların yapısı bozulur ve damarlarda tıkanıklıklar başlar. Koroner yetersizliği gelişmiş olan bir kalpte iş yükü artışı devam ederse sonuç kalp krizidir.

Bu kadar önemli olan risk faktörleri nelerdir?

  • Stres
  • Kanda yüksek yağ düzeyi
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker hastalığı
  • Yaş
  • Cinsiyet
  • Alkol
  • Şişmanlık
  • Genel faktörler
  • Kan fibrinojen düzeylerinin yüksekliği
  • Hareket azlığı
  • Hava kirliliği

İşte bu risk faktörlerinin birkaçı bir araya gelince kalp krizi geçirme olasılığı artıyor. Koruyucu hekimlik dalındaki gelişmeler arttıkça insanlar bu risk faktörlerinden daha bilinçli bir şekilde haberdar olacaklar ve insanların bu hastalığa yakalanma yüzdeleri azalacaktır.

Teşhis ve Tedavi

Günümüzde gerek doğumsal gerekse edinsel kalp hastalıklarının teşhisi konusundaki ilerlemeler ve bunların tedavisi başarı ile sürdürülmektedir. Bu ilerlemeler sonucunda artık bebek doğmadan önce kalp hastası olup olmadığı anlaşılır hale gelmiştir. Gebeliğin beşinci ayından itibaren fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalbi görüntülenebilmektedir. Doğumdan hemen sonra yapılan muayene ve incelemelerin rutin hale getirilmesi ile bu tür doğumsal anomalileler derhal tespit edilebilmektedir. Acil müdahale gerekiyorsa, hasta 1 günlük bile olsa derhal ameliyat edilebilmektedir. Aynı zamanda kalbin damar ve kapak sistemlerindeki hastalıklarda da teşhis ve ameliyat yaklaşımları modernize hale getirilmiştir.